Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı


Ertuğrul Fırkateyni ve Tıp Etiği


Hekimin ödevi, insan sağlığını korumak ve geliştirmektir. Hekimin bilgi ve vicdanı bu görevin yerine getirilmesine adanmıştır. Dünya Tıp Birliği’nin Cenevre Bildirgesi “Hastamın sağlığı benim ilk önceliğimdir” cümlesiyle hekimi bağlar ve Uluslararası Tıp Etiği Kodu “tıbbi hizmetleri verirken, hekimin yalnızca hastanın menfaatine göre davranması gerektiğini” duyurur.

Ertuğrul Fırkateyninin 16 Eylül 1890 tarihinde Yokohama’dan Kobe’ye ilerlerken kayalıklara çarparak batması sonucunda 591 kişilik mürettebattan 532'si şehit olmuş, 69 kişi ise sağ olarak kurtarılmıştır.

Yaşananlar ne kadar üzücü ve yürek burkan hadiseler olsa da günümüze kadar devam eden Türk Japon dostluğunun pekişmesinde ve ilişkilerin gelişmesinde önemli katkı sağlamıştır Ülkemizi temsilen Uzakdoğu seferinde şehadet makamına yükselen ecdadımızı saygı ve minnetle anıyoruz. Felaket sonrası ortaya ıkan yardımlaşma ve beraberlik belki de facianın boyutlarının daha da büyümesini önlemiştir. Kurtarma esnasında faaliyet gösteren Japon yetkililer, mahalli halk ve Alman Volf ve Japan Buci Maro gemilerinin destekleri sayesinde şehit sayısının daha da artması önlenmiştir.1

Kurtarma faaliyetleri sonrasında da şehit olan askerlerin aileleri için de yardım toplama kampanyaları aşlatılmış, bu döneme kadar sadece yurtiçine yönelik yapılan yardım kampanyaları Ertuğrul Faciası ile birlikte ilk defa yabancılar için de başlatılmıştır.2

Japon halkının kendi vatandaşı olmayan, kendi topraklarına 9000 km uzaklıkta başka bir ülkenin şehit askerlerine yapmış oldukları bu yardım kampanyaları ve yardımlar; “Başkalarının yararını da kendi yararı kadar gözetme”,“diğer insanlara maddi veya manevi kişisel çıkar gözetmeksizin yararlı olmaya çalışma” veya Macoulay ve Berkowitz’in ifadesiyle “bireyin bu davranış sonucunda elde edeceği ödülleri öngörmeden başkalarının yararına yaptığı faaliyetler3” olarak da tanımlanan, Konfüçyanizm’de ve Budizm’de yedi erdemden biri olarak kabul edilen alturizmin (diğergamlık) en güzel örneklerinden birisi olarak değerlendirilebilir.4

Her ne kadar Ertuğrul Fırkateyni’nin batması bir savaş veya çatışma esnasında olmasa da hangi tarafa ait olursa olsun yaralanan askerlerin düşman olarak görülmemesi, gerekli tedavilerinin yapılması da evrensel insani değerlerin bir gereğidir.

Bunun güzel bir örneğine o zamanda yaşanan olaylar sonrası yapılan yazışmalarda rastlamaktayız. 22.Eylül.1890 yılında Japon doktorların yazdığı mektupta şu satırlar yer almaktadır:

“Katip Akiyama’ya bildiriniz;

Türk Donanmasına ait Ertuğrul Gemisi bu ayın 16’sında denizde seyir halinde iken şiddetli fırtınaya tutularak Kashino kıyıları yakınlarında kayalıklara çarpıp batmıştır. Muhtarlıktan bilgi gelince bizler olay yerine gidip yaralılara gerekli tedaviyi yapıp yardım etmek için gayret ettik. Ama o panik hali içinde kaç kişiye tedavi uyguladığımızı, hangi ilaçları verdiğimizi not etme imkanımız olmadı...

Ama aslında bizim en başından beri ilaç ve tedavi bedeli talep etme düşüncemiz olmayıp, sadece yaralılar için yardıma ihtiyaçları olduğunu düşünüp yürekten ve var gücümüzle yardım etmemiz, yalnızca insancıl bir yaklaşımdan ibaret olup ilaç bedeli ve tedavi masrafları gibi bir beklentimizin olmadığını bildirmek isteriz.”

Doktor Kawaguchi Sanjuurou

Doktor Date Ichirou

Doktor Matsu Shima

22 Eylül 1890

Fransız düşünür J.J.Rouesseau’nun (1712-1778) “Harp fertler arasında şahsi bir münasebet değil, devletler arasında bir münasebettir. Şahıslar geçici olarak düşman olurlar. Dolayısıyla, silahsız bir asker artık düşman değildir ve yaşama hakkına sahiptir.5ifadesi bu yaklaşımı net bir şekilde ifade etmektedir.

Uluslararası olsun veya olmasın çatışma halinde bulunan birliklerde hasta ve yaralılarının durumlarının iyileştirilmesi, silahlı kuvvetlerin denizdeki hasta, yaralı ve kazazedelerinin vaziyetlerinin düzeltilmesi, harp esirlerine yapılacak muamele, harp zamanında sivillerin korunması gibi konular Cenevre Sözleşmesi ile belirli bir standarta getirilmiştir. Cenevre sözleşmesi silahlı çatışma hukuku veya harp hukuku olarak da bilinen uluslararası insancıl hukukun temel kaynağı olarak görülmektedir.6

Cenevre Sözleşmesine giden yolda bu ihtiyaca neden olan olaylara baktığımızda 1859 yılında Fransa -Avusturya arasında gerçekleşen Salferino Savaşı’na şahit olan İsviçreli Jean Henry Dunant’ın, 1862 yılında ‘Bir Salferino Hatırası’ isimli savaş izlenimlerini aktardığı eseri ile uluslar üstü bir yardım kuruluşunun oluşturulması fikrinde bir dönüm noktası oluşturmuştur. Dunant savaş esnasında, sağlık hizmeti verecek bir kuruluş olmadığı için savaş meydanında tıbbi yardım alamadan yatan yaralıların durumuna tanıklık etmiş, yöredeki sivil halkı yaralı askerlere hangi tarafın askeri olduklarına bakmaksızın yardım etmek için örgütlemiştir. Ancak tüm çabalarına rağmen 22.000 Avusturyalı ve 17.000 Fransız asker basit yardımlar alamadıkları için hayatlarını kaybetmiştir. Dunant savaş sonrası yazmış olduğu kitabında iki fikri ortaya atmıştır;7

• Avrupa ülkelerinde, hangi ulustan olduğuna bakılmaksızın savaşta yaralananlara yardım edecek gönüllü derneklerin barış zamanında kurulması,

• Ülkelerin, yaralıları korumak ve onlara tıbbi yardım sağlamak amacıyla uluslararası anlaşmalarda taraf olması.

Dunant tarafından ortaya atılan bu fikir kısa sürede Avrupa’da destek bulmuş ve Dunant’ın görüşlerine destek veren Cenevre Halk İdaresi Derneği Başkanı Gustave Moynier’in öncülüğünde İsviçre Federal Konseyi’nin çağrısıyla askeri yararlılara yardım derneği kurmak amacıyla Cenevre’de 5 kişilik bir komisyon oluşturulmuştur. 17 Şubat 1863 tarihinden itibaren “Uluslararası Askeri Yaralılara Yardım Derneği” adı altında oluşturulan dernek bu amaca yönelik toplantılarına başlamış ve 22 Ağustos 1864 tarihinde Cenevre Sözleşmesi imzalanarak resmi hale getirilmiştir.8

Cenevre Sözleşmesi haricinde *** tarafından belirlenen silahlı çatışma hukukunun on temel kuralında da benzer şekilde silahlı çatışmalarda tarafların uyması gerek etik kurallar belirlenmiştir. Bu on kural;9

1. Yalnızca düşman askerine ve askeri hedeflere hücum edeceğim.

2. Teslim olmuş ve savaş gücünü kaybetmiş düşmana hücum etmeyeceğim. Bu nedenle düşmanın beni insanca tedavi etmesini bekleyebilirim.

3. Görevimi yerine getirmek için zorunlu olanlar dışındaki hedefleri imha etmeyeceğim. Misilleme yapmayacağım.

4. Askeri durum ve muharebe koşulları izin verdiği ölçüde yaralı, hasta, kazazede ve ölü personeli koruma konusunda ayırım yapmayacağım. Hastalara aldığım emirler doğrultusunda ilk yardım yapıp tahliye edeceğim.

5. Elime geçen esirlere insanca muamele edeceğim. Onların silahlarını alıp amirlerime teslim edeceğim. Canları ve diğer varlıkları her türlü hücumdan korunmuştur. Onların sadece giyinme, beslenme, tıbbi destek ve korunma ihtiyaçları dışındaki askeri malzemelerine el koyacağım. Aynı zamanda kendimin ve silah arkadaşlarımın güvenliğini alacağım.

6. Sivilleri muharebe alanından uzak tutacağım ve onları koruyacağım. Sivil mülkiyeti ihlal etmemeye özen göstereceğim. Ölü yağmacılığı ve soygunculuğu kesinlikle yasaktır.

7. Tıbbi yardım örgütleri (Kızılay, Kızılhaç vb), sivil savunma örgütleri, kültürel varlıklar ve bunlarla ilgili ekipman korunmuştur,  ben de zarar görmemeleri için dikkatli olacağım. Birleşmiş Milletler (BM) birlikleri bana ve müttefiklerime saldırmadıkça onlara hücum etmeyeceğim.

8. Aşağıdaki kurallara sadık kalacağım:

- Kendimi ve silah arkadaşlarımı korumak için ayırt edici işaretleri kurallara uygun olarak kullanmalıyım.

- Silah ve teçhizatımda değişiklik yapmamalıyım ve yalnızca bana verilen resmi silahı kullanmalıyım.

- Anti-personel mayın, kimyasal silah ve bubi tuzağı kullanmamalıyım.

- Savaş ganimeti toplamamalıyım.

9. Silahlı Çatışma Hukuku’na mümkün oldukça uygun hareket etmeliyim. Uygun hareket etmeyenleri silah arkadaşım olsa bile amirlerime bildirmeliyim.

10. Uluslararası Ayıt Edici işaret ve sembollere aşina olmalıyım.

 

Hazırlayan: Yrd.Doç.Dr.Tpb.Yb.Oktay SARI

 

DİPNOTLAR

1 YÜKSEL Mehmet, ARAS Serhan, Ertuğrul, Deniz Basımevi, Şubat 2015.

2 YÜKSEL Mehmet, ARAS Serhan, Ertuğrul, Deniz Basımevi, Şubat 2015

3 Saatçi, Ezgi YILDIRIM. Girişimcilikle Diğergamlık harmanından sosyal girişimci mi çıkar? Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi, Yıl: 2, Sayı: 5, Eylül 2014, s. 103-114

4 http://tr.wikipedia.org/wiki/Di%C4%9Ferk%C3%A2ml%C4%B1k

5 Türkiye Kızılay Derneği-73 Yıllık Hayatı 1877-1949.Ankara.1950.s:5-6

6 http://tr.wikipedia.org/wiki/Cenevre_S%C3%B6zle%C5%9Fmeleri

7 http://www.sessiztarih.com/article-id-405.html

8 Henri Dunant, ; Bir Solferino Hatırası, Çev.: Nermin Arpacıoğlu, Türkiye Kızılay Derneği, Ankara,1964 ; Mehmet Polat, Hilal-i Ahmer Teşkilatının Kuruluşu ve Teşkilatlanması, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı, Elazığ, 2007, s.3-5.

9 Handbook On The Law Of War For Armed Forces, International Commitee Of The Red Cross, Geneva 1987 s.2

 

 

 

Okunma Sayısı :6003
Güncelleme Tarihi : 26-05-2016