ANA SAYFA KOMUTAN KURUMSAL PLATFORMLAR HAREKAT MODERNİZASYON MEDYA HİZMETLER
Komutanlık Geri

Oramiral Adnan ÖZBAL

Komutan

1958 Yılında İstanbul'da doğan Oramiral Adnan ÖZBAL, 1976 yılında Deniz Lisesinden, 1980 yılında Deniz Harp Okulundan teğmen rütbesi ile mezun olmuştur.

Muhriplerde branş subaylığı yapan Oramiral ÖZBAL, sahil güvenlik botu ve hücumbotlarda Komutanlık,  2003-2005 yılları arasında 2’nci Hücumbot Filotillası Komodorluğu görevlerini icra etmiştir.

Oramiral ÖZBAL, 1989 yılında Deniz Harp Akademisi, 1995 yılında Silahlı Kuvvetler Akademisi, yine 1995 yılında Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi öğrenimini tamamlamıştır.

Karargah görevleri kapsamında; Hücumbot Filosu Komutanlığı, Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı ve Napoli/İTALYA’da konuşlu NATO karargahında harekat ve istihbarat görevlerinde bulunmuştur. Ayrıca 1999-2003 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Plan Prensipler Başkanlığında şube müdürlüğü, Kuzey Deniz Saha Lo...

Devamı

TÜRK DENİZCİ KIYAFETLERİ, RÜTBE VE ÜNVANLARI


1390-1923 Dönemi Bahriye Kıyafet ve Ünvanları
  • Kaptan-ı Derya
  • Tersane Ricali

 

(1390-1923)

Osmanlı Devleti'nin ilk dönemlerinde, Ordunun düzenli ve belirli bir kıyafeti bulunmamıştır. İlk olarak, Orhan Gazi  (1326-1360) döneminde “Yaya” ismi ile daimi bir piyade kuvvetinin yanı sıra “Müsellem” adı ile ulufeli yani maaşlı bir süvari teşkilatı kurulmuş ise de, giysileri hakkında bir bilgiye ulaşılamamıştır.

Sultan I.Murad (1360-1389) döneminden itibaren ise Yeniçeri Ocağı'nın kurulması ile orduda her sınıfın kıyafeti ayrılmış, her sınıf için ayrı ayrı serpuş ve elbiseler belirlenmiştir. Osmanlı Kara Kuvvetlerine askeri üniforma, ilk önce bir çeşit başlık anlamına gelen “Serpuş” ile girmiştir. Daimi bir kuvvet niteliğinde olan Kapıkulu askerleri için üniforma tasarlanmış, Eyalet askerlerine ise sadece serpuş giydirilmiştir. Sultan Yıldırım Bayezid  (1389-1402) dönemine kadar üniformanın ana parçası, başa giyilen başlık (Börk, külah, üsküf vb.) olmuştur.

XVIII. yüzyıl sonlarına kadar Osmanlı Ordusu'nda gerek vezirler gerekse de üst rütbeli subaylar için üniforma entari, kaftan ve en üstte bir cüppeden meydana gelmiş, kaftanın üzerinden bele kuşak sarılmış, altta ise “Çakşır” adı verilen bir cins şalvar bulunmuştur.

Küçük rütbeli subaylar ise benzer kıyafetleri cüppesiz olarak giymişler, ancak bele sarılan bu kuşaklar ve içinde taşınan silahların cinsi, boyu ve süslemeleri sınıf ve rütbeye göre değişmiştir. Rütbeleri, subayların başlarına giydikleri başlık, üzerine sardıkları sarık ve giydikleri elbiselerin şekil ve renkleri belirlemiştir.

Yıldırım Bayezid (1389-1402) döneminde, 1390 yılında Gelibolu Tersanesi'nin inşası ile bir kısım kara azabı Donanma hizmetine alınmıştır. Bu askerler öncü bir rol oynamış ve ilk deniz askeri sınıfını teşkil etmişlerdir. Böylece ilk resmi deniz kıyafeti ortaya çıkmış, deniz azapları da yeniçeri askerleri gibi başlarına serpuş olarak bir nevi başlık anlamına gelen börk  giymişlerdir.

XV. ve XVI. yüzyılda Çektiri (Kadırga) döneminde de denizci  kıyafetlerinde disiplin ve yeknesaklık sağlanamamıştır. Kalyonlar ile başlayan yelkenli gemiler döneminde gemi personeli genellikle başına şal sarmıştır. Sultan II. Mahmud, 1811 yılında kalyonculardan başkalarının başlarına şal sarmasını yasaklamış ve şal sadece Bahriye'ye ait bir serpuş olarak kullanılmıştır.

Sultan II.Mahmud dönemine kadar eski denizcilerin hemen hepsi, Cezayir biçimi denilen gömlek, şalvar ve kırmızı şal kuşaktan oluşan elbiseler giymiş, bellerinde çatal pala veya yatağan bıçaklar taşımışlardır.

Devletin büyümesine paralel olarak asker mevcudunda görülen artış, gerek bir takım rütbeleri, gerekse de bu rütbeleri ayıracak kıyafetleri zorunlu hale getirmiştir. Sultan II. Mahmud (1808-1839) döneminde Bahriye askerlerinin tıpkı Avrupa'daki gibi setre (ceket)  ve pantolon giymesi bir düzene bağlanmıştır. Bu önemli gelişme, Osmanlı Devleti'nde rütbe geleneğinin başlaması ile paralellik arz etmektedir.  

Gerek Sultan III. Selim (1789-1807)'in, gerekse Sultan II.Mahmud (1808-1839)'un ıslahat hareketleri çerçevesinde askeri kıyafetlere ve bunun doğal yansıması olarak Bahriye kıyafetlerine yeni bir şekil verme gayretleri göze çarpmaktadır. Bu düzenlemeler daha sonraki dönemlerde değişmiş olsa da önemli bir başlangıç noktası oluşturmuştur.

Sultan II. Abdülhamid (1876-1909) döneminin sonuna kadar padişah iradeleri ve Bahriye Nezareti tarafından zaman zaman çıkarılan emirler ile düzenlenen kıyafet mevzuatı, ilk kez 23 Temmuz 1908 tarihinde II.Meşrutiyet'in ilanından sonra 1909 yılında İngiliz Bahriyesi Kıyafet yönetmeliği esas alınarak düzenlenmiştir. Osmanlı Bahriyesi'nde ilk deniz askeri kıyafet nizamnamesi, 09 Haziran 1325 (22 Haziran 1909) tarihinde “Bahriye-i Şahane Zabitanının Elbise-i Resmiyesi hakkında Nizamname (Padişah Deniz Kuvvetlerinin Subay Resmi Elbiselerine ilişkin Tüzük)" adı ile çıkarılmıştır. Ancak, bu tarihten sonra, kıyafetteki her değişiklik bir Hükümet kararına dayandırılmıştır.

Cumhuriyet dönemi öncesi Türk Bahriyesinin kılık kıyafet açısından tarihi süreç içerisinde geçirdiği evrimleri hiyerarşik sıra  içerisinde aşağıda verilmiştir.