Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı


Deniz ve Kadın


Deniz tarihinde kadınların ilk olarak kadın kimliklerini gizleyerek erkek kılığında ve “korsan” sıfatıyla güverteye ayak bastıkları, ülkemizde ise ilk olarak “gemici eşi” sıfatıyla sivil bahriyeye giriş yaptıkları müteakiben miço, telsiz zabiti ve köprü üstü zabiti sıfatları ile gemilerde çalıştıkları bilinmektedir.

Türk kadını olmak; kadın olmanın sorumluluklarından daha ağır ve ciddi mesuliyetleri omuzlarımıza yüklemiştir. Çünkü biliriz ki, kazanılan her zafer için atalarımızın kanları feda edilmiştir. Cumhuriyetin kurulmasıyla beraber gerek sosyal, gerekse siyasal alanda var olup faaliyette bulunmalarına önem verilmekle birlikte kadınlarımız haklı özgürlük savaşında cephede dahi kendisine yer bularak varlığını duyurup vatanını korumayı daima kendisine görev bilmiştir.

Ulu Önder ATATÜRK Türk kadınından beklentilerini ”İnsanlar dünyaya mukadder oldukları kadar yaşamak için gelmişlerdir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir toplumun bir uzvu atalette olursa, o toplum felç olmuştur. Bir toplumun hayatta kalması ve muvaffak olması için çalışmanın ve başarılı olabilmenin bağlı olduğu bütün sebep ve şartları kabul etmesi gerekir. Bundan dolayı bizim toplumumuz için ilim ve fen lazımsa bunları aynı derecede hem erkek ve hem de kadınlarımızın kazanmaları gerekir” ifadesi ile belirtmiştir. Bunun üzerine artık biz Cumhuriyet kadınlarına düşen görev açık ve net olarak belirlenmiştir.

Türkiyede kadınların bahriyeye katılmaları 1955 yılına dayanmaktadır. 1955 yılında Deniz Harp Okulu sınav ilanında; “T.C. vatandaşı olmak ve erkek olmak” ifadesi yerine sadece; “T.C. vatandaşı olmak” ifadesine yer verince 2 bayan öğrenci (Gürışık GÜRPINAR ile İlgi YENER) Deniz Harp Okuluna girmeye hak kazanmış ve bahriyenin yolu kadınlara açılmıştır.

1956 yılında Deniz Harp Okuluna bir bayan öğrenci alınmış ancak uyum problemi yaşadığı için kendi isteği ile mezun olamadan okuldan ayrılmıştır. 1957 yılında Gürışık GÜRPINAR asteğmen rütbesiyle diplomasını alırken İlgi YENER devre kaybettiği için 1958 yılında mezun olmuştur.

1958 yılında Nihal GÖKÇAKIN Deniz Harp Okulunda eğitime başlamış ve 1960 yılında mezun olmuştur. Mezuniyetini müteakip Yıldız Teknik Üniversitesinde mühendislik eğitimi alarak mühendis sınıfına geçmiştir.

1959 yılında 5 bayan öğrenci (Seval ÜNSALDI (ERDOK), Günsel BATURALP, Serpil ERDEMLİ, Saime ÖZSARI ve Kudret GÜNDÜZ) Deniz Harp Okulunda eğitime başlamış ve 1961 yılında mezun olmuşlardır. Gemilerde görev yapmayı çok istemelerine rağmen dönemin şartları uygun olmadığından denizin kıyı birliklerine atanmışlar ve meslek hayatları süresince personel, ordonat ve istihbarat gibi karargah görevlerini yürütmüşlerdir.

1955-1961 yılları arasında Deniz Harp Okulunda öğrenim gören kadın bahriyelilerin yegane deniz görevi asteğmen nasbedilmelerini müteakip SAVARONA okul gemisi ile 1 ay süresince yaptıkları Akdeniz limanlarını kapsayan eğitim seyridir.

Ulu Önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “Milletimiz güçlü bir millet olmayı azmetmiştir. Bunun gereklerinden biri de kadınlarımızın her konuda yükselmelerini sağlamaktır. Bundan dolayı kadınlarımız ilim ve fen sahibi olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün öğretim basamaklarından geçeceklerdir” hedefi modern Türk Donanmasına yeni bir bakış açısı getirmiştir. Erkek egemen dünyada kadının kendine yer bulma çabası devam etmekle beraber Türk kadını denizcilik mesleğine gönül vermiştir. 1955 yılından günümüze kadar Deniz Kuvvetleri Komutanlığında görev yapmak, okyanuslar aşarak şanlı bayrağımızı dalgalandırmak, o tertemiz beyaz üniformayı layıkıyla taşıyabilmek için büyük çaba içine girmişler, denize ve denizciliğe uyum aşamasını büyük zorluklarla atlatmışlardır.

ATATÜRK’ün yolunda büyük bir özveri ve azimle Türk Deniz Kuvvetlerine uzun yıllar hizmet etmiş, subay kimliğinin yanı sıra annelik görevlerini de ihmal etmemiş 1961 yılı mezunlarından (E) Dz.Bnb. Seval ERDOK’la 1997 yılı mezunu Dz.Bnb. Müge SAVAŞKUL MÜRTAY başkanlığında 1998 yılı mezunu Dz. Bnb. Feride Ebru İLGÜ ve 2009 yılı mezunu Dz.Ütğm.İrem ÇAYLI katılımıyla Marmara Yelken Kulubünde “kadın subayların tarihi gelişimi” konulu söyleşi yapılmıştır.

Yapılan söyleşi esnasında (E) Dz.Bnb.Seval ERDOK’ un anılarını anlatırken gözlerindeki ışıltı ve bahriye aşkının hala taze olduğuna şahit olunmuştur. Yapılan söyleşide ilk kadın bahriyelilerden olmanın, tek kadın olarak karargâhlarda çalışmanın ve belki en zor görevlerden biri olan asker anne olma durumunun geçmişle gelecek arasındaki serüveni üzerine konuşulmuş, bu serüvenin ayak izlerini taşıyan fotoğraf albümündeki bahriyeli kadın subay olmanın gururunu, mutluluğunu, zorluluğunu taşıyan anıların su yüzüne çıkmasına vesile olmuştur.

(E) Dz.Bnb.Seval ERDOK Heybeliada’da konuşlu Deniz Harp Okulundaki ilk gününü ve onu lumbarağzında karşılayan en kıdemli bayan öğrenci merhum (E) Alb.İlgi YENER’in gösterdiği şefkati yüzünde asılı kalan gülümsemesiyle bizlere aktarırken yaşadığı hüzün ve sevince şahit olunmuştur. Anılardan en dikkat çekici olanı 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekatında yaşanmıştır. Eşi de subay olan Seval Binbaşı harekat kapsamında eşiyle beraber karargaha göreve çağrılmış ve kızını annesine bırakarak görevine gitmiştir. Türk kadını çocuğunu cepheye göndermeye hazırdır da arkada bırakmaya hazır mıdır? Seval Bnb. inanılmaz bir ikilem olarak nitelendiriyor bu durumu. Bu ikilemin üstesinden gelmeyi başaran bahriyeli kadın subaylar Harp Okullarının kadınlara kapatılmasıyla derin bir hayal kırıklığına uğramışlardır.

1992 yılında Harp Okullarına tekrar bayan öğrenci alınmaya başlanmış ve bu kapsamda 25 bayan öğrenci Tuzla’da konuşlu Deniz Harp Okuluna alınmıştır. Ayrıca bu kez kanun yenilenmiş ve Deniz Harp Okulundan mezun olan kadın subaylara da gemilerde çalışma hakkı verilmiştir.

Gelişmekte olan Türkiye Cumhuriyeti 1992 yılında ordunun kapılarını tekrar kadınlara açtığında kamuoyunda büyük bir umut ve sevinç dalgası yayılmıştır. Konu artık yurt içi sınırlarını aşmış deniz aşırı memleketlerde NATO üyesi ülkelerin ortak konusu olmaya başlamıştır. Gelişimin bir ülkenin aydınlık yüzü kabul edilirse Türk kadını gelişimin simgesi haline gelmiş ve beklentileri karşılamıştır. Bu hususta gerek aklın ve ilmin önderliğinde aldığı eğitim, gerekse kıt’adaki görevleri uhdesinde başarıları saygıyla karşılanmıştır.

Bahriyeli kadın subaylar atandıkları görevleri en iyi şekilde icra etmelerinin yanı sıra, akademik ve spor alanlarında da başarılara imza atmışlar ve atmaya devam etmektedirler. Bunlardan bazıları aşağıda sunulmuştur.

İlk Kadın Helikopter Pilotu (Deniz Kuvvetlerinde): Dz.Bnb.Zerrin TOSUN,

İlk Kadın Eğitim Botu Komutanı: Dz.Bnb.Gökçen FIRAT,

İlk Kadın Deniz Hava Taktik Komutanı: Dz.Bnb.Ebru Nilhan BOZKURT.

Askeri alanda başarılarını gösteren kadın bahriyeliler çeşitli spor alanlarında da ülke ve dünya çapında önemli derecelere imza atmış ve bizleri gururlandırmışlardır. Bunlardan bazıları aşağıda sunulmuştur.

İlk Olimpiyat Meşalesi Ödülü Alan Milli Kadın Sporcu (Kürek Branşı) :Dz.Bnb.Müge S.MÜRTAY, İlk Askeri Pentatlon Kadın Dünya Şampiyonu: Dz.Bnb.Asu BÜYÜKDURMUŞ.

“Güçlü Ordu Güçlü Türkiye” ülküsü doğrultusunda bahriyeli kadın subaylar olarak amacımız daimi Başkomutanımız Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Anadolu kadınına güvenini pusula kabul edip, sancağımızı mavi vatanın ötesinde daha ilerilere taşımaktır.

 

Hazırlayan : Dz.Bnb.Müge SAVAŞKUL MÜRTAY

 

Kaynakca

(1) (E) Bnb.Seval ERDOK Anıları

(2) Deniz Harp Okulu Müzesi

(3) www.denizcilikvegemi.com

Okunma Sayısı :14790
Güncelleme Tarihi : 21-11-2017

BAĞLANTILAR