Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı

Türk Deniz Kuvvetleri Stratejisi


"ANA VATANDA GÜVENDE OLMAK İÇİN, DENİZDE GÜÇLÜ OLMAK;

DÜNYADA SÖZ SAHİBİ OLMAK İÇİN, TÜM DENİZLERDE VAR OLMAK."

 

      Türkiye, muhtelif  jeopolitik  kuramların  odak  noktası  olmuş Afro-Avrasya  coğrafyasının  kalbinde  kritik  bir coğrafi konuma sahiptir. Tarih boyunca, bu zorlu coğrafyada kalıcı olabilmek, istikrarlı ve müreffeh bir devleti idame ettirebilmek, diğer faktörlerin yanı sıra askerî açıdan da güçlü olmayı gerektirmiştir.

Günümüzde de bölgemizde tarihî bir dönüşüm süreci yaşanmakta, ülkemiz, her zaman teyakkuzda olduğumuz daimî sorunların yanı sıra, son yıllarda ortaya çıkan yeni risk ve tehditlerle karşı karşıya bulunmaktadır.

Bu  çerçevede,  Ege’de  Lozan  dengesinin  bozulmasına  ve  uluslararası  hukuka  dayanan  haklarımızın kısıtlanmasına yönelik uygulamalardan kaynaklanan sorunlar bütün yapıcı yaklaşımlarımıza rağmen devam etmektedir.

Yarım asırlık Kıbrıs uyuşmazlığını barındıran Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasıyla ilgili ihtilâflar derinleşmekte; Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da yaşanan tarihî dönüşüm, bu bölgede yaşanan riskleri çeşitlendirmektedir.

Soğuk Savaş sonrasında geliştirilen bölgesel girişimlerle tarihî bir barış ve istikrar ortamının tesis edildiği Karadeniz, Ukrayna Krizi ile birlikte, Batı Bloku ile Rusya Federasyonu (RF) arasındaki küresel ölçekli jeopolitik rekabetin istikrarı bozucu olumsuz etkilerine açık hâle gelmiştir.

İçinde bulunduğumuz ve bağlantılı olduğumuz geniş bir coğrafyada istikrar ve güvenlik ortamını etkileyen bu gelişmeler Soğuk Savaş sonrasının nispeten istikrarlı ortamını kaotik bir yapıya dönüştürmekte; deniz ortamı da bu dönüşümün yansımalarına maruz kalmaktadır.

Deniz ortamı, savunma ve güvenlik eksenli bu gelişmelerin yanı sıra, deniz ulaştırması açısından da daha fazla önem kazanmakta, küreselleşmenin etkisiyle her geçen n yoğunlaşan deniz trafiğinin kesintisiz devam etmesi ülke ekonomileri için vazgeçilmez hâle gelmektedir.

Deniz ulaştırma yollarının ve kritik geçitlerin güvenliğiyle ilgili hassasiyetin artması, Kızıldeniz, Aden Körfezi ve Somali açıklarında yaşanan deniz haydutluğu ve silahlı soygun örneklerinde görüldüğü gibi, çok sayıda ülkenin deniz kuvvetlerini güvenlik açısından riskli bölgelere çekebilmektedir.

Diğer taraftan denizler, enerji başta olmak üzere, barındırdığı canlı/cansız kaynaklar açısından giderek daha cazip hâle gelmekte; ülkelerin denizlerdeki zenginlikten istifade gayretleri, deniz yetki alanları ihtilâflarını da derinleştirmektedir.

Önemli siyasi, askerî, ekonomik gelişmelerin yaşandığı ve askerî ç destekli diplomasinin ön plana çıktığı bu süreçte deniz kuvvetleri, geleneksel  tehditlere  karşı  ülke  savunmasında,  devletler  arasındaki  rekabet  ve  güç  gösterisinde,  asimetrik  risklere  karşı  deniz güvenliğinin sağlanmasında, sınırlandırma ihtilâflarının bulunduğu deniz alanlarındaki ekonomik çıkarların korunmasında aktif roller üstlenmektedir.

Türk Deniz Kuvvetleri, bahse konu bölgesel ve küresel dinamiklerin şekillendirdiği deniz güvenlik ortamında, “ana vatan savunmasına katkı  sağlamak,  Türkiye  Cumhuriyeti’nin  denizlerdeki  hükümranlık  haklarını,  deniz  alaka  ve  menfaatlerini  korumak”  misyonu doğrultusunda, barış dönemi caydırıcı faaliyetlerini sürdürürken, muhtemel bir harbin kazanılmasına yönelik her türlü hazırlığını da yapmaktadır.

Bunun yanı sıra, deniz yetki alanlarımızdaki hak ve menfaatlerimizin korunmasına, çevre denizlerimizde ve bağlantılı deniz alanlarında deniz güvenliğinin sağlanmasına, bu suretle etki ve ilgi alanımıza giren m denizlerdeki ekonomik çıkarlarımızın korunmasına katkı sağlamaktadır.

Öte yandan Deniz Kuvvetleri, büyük önder Atatürk’ün Yurtta Sulh, Cihanda Sulh ilkesi çerçevesinde; bayrağımızı, barış, dostluk ve birliği mesajlarımızı, insani yardımlarımızı dünyanın değişik coğrafyalarına taşımak suretiyle dış politika hedeflerimizi desteklemekte, savunma sanayimizin eriştiği gücün tanıtımına aracılık etmekte, BM, NATO ve diğer çok uluslu oluşumlar bünyesinde bölgesel/küresel barış ve istikrarın sağlanmasında önemli roller üstlenmektedir.

Türk Deniz Kuvvetlerinin kuvvet yapısının ve faaliyetlerinin millî çıkarlarımız ve hedeflerimizle doğrudan etkileşim içinde olması nedeniyle, bu kuvvetin nasıl kullanılacağı ve geliştirileceği soruları, Deniz Kuvvetleri mensuplarını olduğu kadar, savunma, güvenlik, ş politika ve ekonomi alanlarında karar verici ve uygulayıcı konumda bulunan birey ve kurumları da yakından ilgilendirmektedir.

Türk Deniz Kuvvetleri Stratejisi”, bu sorulara cevap verecek şekilde, hem Deniz Kuvvetleri personelinin doktrin birliğini sağlamak, hemde Türkiye’nin uluslararası arenadaki yönünü tayin eden ve savunma planlama faaliyetlerini yürüten karar vericilerden ilgili akademik çevrelere kadar muhtelif kesimleri Kuvvetimizin gelecek perspektifi hakkında bilgilendirmek üzere hazırlanmıştır.

 

Bülent BOSTANOĞLU

Oramiral

Deniz Kuvvetleri Komutanı

 

"Türk Deniz Kuvvetleri Stratejisi" adlı kitabı indirmek veya okumak için tıklayınız.

                                                                        

Okunma Sayısı :20784
Güncelleme Tarihi : 28-03-2016