Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı

Barbaros Portresinin Diğer Yarısı


Deniz Müzesi Koleksiyonunda bulunan ve Cumhuriyet dönemi Ressamlarından Feyhaman DURAN’a ait “Barbaros Hayrettin Paşa” tablosu aslına sadık kalınarak resmedilmiş bir replikadır.

Ancak bugün koleksiyonumuzda yer alan bu tablonun orjinalinin yarısı olma ihtimalini hiç düşündünüz mü?

Feyhaman Duran’ın Barbaros Hayreddin Paşa tablosunun aslı Sn.Deniz Kuvvetleri Komutanımız Ora.Bülent BOSTANOĞLU tarafından The Art Instittue of Chicago’nun web sayfasında tespit edilmiştir. Direktifleriyle başlatılan araştırmalar neticesinde resme ve resmin içeriğine ilişkin ilgi çekici bilgilere ulaşılmıştır.

Yazımıza Ressam Feyhaman DURAN’ı tanıtarak başlayalım.

Feyhaman DURAN (1948) Barbaros Hayrettin Paşa Deniz Müzesi Koleksiyonu

FEYHAMAN DURAN ( 1886 - 1970 )

17 Eylül 1886 tarihinde İstanbul’da doğdu. Babası Vergi Dairesi Muavini Süleyman Hayri Bey’dir. Eğitimini Mekteb-i Sultani (Galatasaray Lisesi)’de tamamladı. 1908’de aynı liseye Fransızca kaligrafi öğretmeni olarak atandı. O yıllarda bir yandan öğretmenlik görevini yürütürken diğer yandan resim çalışmalarına devam etti. Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’ne üye oldu. Yaptığı portreleri çok beğenen Prens Abbas Halim Paşa’nın yardımıyla 1910’da Paris’e gitti. Mısırlı prens Abbas Halim Paşa’nın, güzel sanatların çeşitli bölümlerinde başarı gösterenler arasından yaptığı seçimle Avrupa’ya gönderdiği öğrenci grubuna girerek Paris’e gittiğinde konu ile ilgili bir rastlantıyı kendi ifadesiyle şöyle aktarmıştır:

“Galatasaray Lisesi’nde resim öğretmeniydim, bir gün tanıdığım bir hanımefendiye resmini yapmayı teklif ettim. Bana: ‘ben yaşlıyım ne olacak resmimi yapıp ta? Onun yerine şu küçük kız çocuğunun resmini yap!’ diyerek çantasından küçük bir kız çocuğunun resmini çıkarıp verdi. Bu resmi bir portre haline getirdim. Çocuğu tanımıyordum. Sonradan bunun zamanın ünlü kişilerinden Prens Abbas Halim Paşa’nın dördüncü kızları olduğunu öğrendim. Paşa, bu resim üzerine öteki beş kızının ve bazı tanıdıklarının daha resmini yaptırdı, takdirlerini kazandım, böylece kendileri tarafından ve bütün masraflarım karşılanarak Paris’e öğrenime gönderildim. Bu vesileyle hayatımda mutlu bir dönüm noktası olmuştur.”

1911 ile 1913 yıllarında Paris’te “Sanat Eğitimi” gören Feyhaman Duran, önce Paris Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nda anatomi öğretmeni Paul Richet’le çalıştı. Daha sonra o yıllarda aynı amaçla Paris’te olan genç Türk ressamlarının da devam ettiği Academie Julian’da Jean Paul Laurens Atölyesi’ne kaydoldu ve Jean Paul Laurens ve Albert Laurens’in öğrencisi oldu. Ardından Ulusal Dekoratif Sanatlar Okulu’nda resim çalıştı. 1913 - 1914’te de Cormon’un atölyesine devam etti. 1914’te 1. Dünya Savaşı başlayınca İstanbul’a döndü. 1916 yılında iştirak ettiği 1. Galatasaray Sergisi’nde Dr. Aki Muhtar’ın portresi ile gümüş madalya kazandı. 1917 yılında Harbiye Nezareti tarafından kurulan Şişli Atölyesi’nde çalıştı. 1919’da İnas Sanayi-i Nefise Mektebi (Kız Güzel Sanatlar Okulu)’ne resim öğretmeni olarak atandı. 1927’de Kız ve Erkek Güzel Sanatlar Okulları’nın birleşmesi ile birlikte öğretmenlik görevine devam etti. Pek çok kız ve erkek öğrenci yetiştirdi. 1926’da Güzel Sanatlar Birliği’nin kuruluşunda etkin rol oynadı. 1938’de Cumhuriyet Halk Partisi’nin yurt gezileri programı kapsamında Gaziantep’e gitti. 1939’dan ölümüne değin bütün Devlet Resim ve Heykel Sergileri’ne katıldı. 1951’de Güzel Sanatlar Akademisi’ndeki görevinden emekli oldu.

Öncelikle portre ressamı olarak tanınan Feyhaman Duran, başlangıçta fotoğrafik bir anlatımla çalıştı. Portre, izlenimcilikle pek bağdaşmayan bir resim türü olmakla birlikte kullandığı ışık-gölge aracılığıyla az da olsa bu akımın ilkelerini uyguladı. Sağlam bir çizim anlayışıyla saydam renkleri bir araya getirdi. Yapıtlarındaki fotoğrafik özellikler, 1940’ların ortalarına doğru yerini kişilerin karakterlerini de yansıtan daha serbest bir anlatıma bıraktı. Feyhaman Duran portrelerinin yanı sıra, genelde gerçekçi bir anlayışın egemen olduğu manzara resimleri de yaptı. 1944-1947 yılları arasında Topkapı Sarayı Müzesi için gerçekleştirdiği bir dizi manzara resmi, ayrıntılı işçilikleri ve gerçekçi yaklaşımlarıyla aynı zamanda birer belge özelliği taşır. Natürmortlarında ise önceleri katı bir biçimcilikle çalışırken, daha sonra doğa izlenimlerini geniş renk lekeleriyle yansıttı. Bunlarda daha çok Gauguin ve Van Gogh gibi izlenimcilere yakınlaşan Duran, zaman zaman geleneksel minyatür sanatını temel alarak figürlü kompozisyonlar da gerçekleştirdi.

8 Mayıs 1970 tarihinde İstanbul’da vefat eden Feyhaman Duran, portre sanatının Türkiye’deki ilk ve en önemli temsilcisidir.

The Art Institute of Chicago nerededir?

Antik çağa ait sanatlardan günümüz modern sanatçılarının yapmış olduğu eserlere kadar 300.000’e yakın sanat eserine ev sahipliği yapan Şikago Sanat Enstitüsü’nü, yıllık ortalama 1,5 milyon kişi ziyaret etmektedir. Şikago şehir merkezinde bulunan Sanat Enstitüsü, 500’den fazla çalışanıyla yüzlerce konferans, seminer ve 30’a yakın özel sergisiyle Şikago’da yaşayanların ve turistlerin ilgi odağı olmakta ve Amerika’nın en iyi sanat enstitüleri arasındaki yerini korumaktadır.

“Sinan The Jew and Haireddin Barbarossa” Portresi, Chicago Sanat Enstitüsü’nün İslam Sanatları Bölümünde sergilenmektedir.

“Sinan The Jew and Haireddin Barbarossa” Portresi’nin Detayları

Portre, Türk ve Avrupa tarihinde önemli rol oynayan Barbaros Hayreddin Paşa ve Sinan Reis’i resmetmesinden dolayı birçok yorum ve tartışmalara yol açmıştır. Resmin sanatçısının kim olduğu sorusuna halen tatmin edici bir cevap bulunamamaktadır. İlk genel kanılar, 1479-1481 yılları arasında Fatih Sultan Mehmet’i ziyaret etmek için İstanbul’da bulunan İtalyan Ressam Gentile Bellini üzerinde yoğunlaşmıştır. Fakat son zamanlarda, Meyer Zur Capellen (1985), resmin 16’ncı yüzyıl başlarına ait olduğunu iddia ederek, Gentile’ye ait olamayacağını ifade etmiştir. Diğer bir görüş ise portrenin muhtemelen Venedikli bir ressama ait anonim eser olduğunu belirtmektedir.

Ayrıca, bu portrenin büyük bir resmin (büyük bir duvar dekorasyonunun) bir parçası olduğu teorisi de ortaya atılan iddialar arasındadır. Genel olarak yapılan yorumlar Gentile tarafından yapılmış olabileceği veya Gentile etkisinde kalmış bir ressam tarafından resmedilmiş olabileceği yönündedir.

Esere ait ilk bulgular 20 Ağustos 1535 tarihinde Paolo Giovio tarafından yazılmış bir mektuba dayanmaktadır. Bu mektup haricinde 1930 yılına kadar eser hakkında hiç bir belgeye rastlanmamıştır. 1930 yılına ait bir vasilik belgesine göre Milan’da bulunan Carlo Foresti’ye ait olduğu belirlenen eser, aynı yıl Charles H. Worcester’e satılarak Şikago’ya ulaşmıştır. 1947 yılında ise Worcester tarafından Şikago Sanat Enstitüsü’ne verilmiştir.

Portre, ilk defa Şikago Sanat Enstitüsü’nde Haziran - Kasım 1933 tarihleri arasındaki “A Century of Progress” sergisinde”, ‘‘Two Orientals” adıyla, G e n t i l e Bellini’nin eserleri altında sergilenmiştir.

‘‘Sinan The Jew and Haireddin Barbarossa’’ Sergi Salonu Görüntüsü

 

Mart 1940 tarihinde Toledo Sanat Müzesinde “Four Centuries of Venetian Painting” sergisinde sergilenmiş olup açıklama olarak aşağıdaki metin kullanılmıştır:

“1577 yılında çıkan yangında hasar görmüş olan Venedik Ducal Sarayı için yapılmış olan dekorasyonun bir parçası olabileceği düşünülmektedir. Bernhard Bereson’a göre bu portre, Gentile tarafından yapılmış olan bir eserin kopyası olma ihtimalini taşımaktadır. Böyle olsa bile, Gentile ve Giovanni Bellini’nin ve hayranlarının geniş kapsamlı, takdire şayan profan eserlerinden (dini öğeler içermeyen) hiç iz kalmadığından dolayı çok önemli bir doküman olma özelliğini korumaktadır.”

Halihazırda Şikago Sanat Müzesinde sergilenmekte olan eserin açıklamasında şu metin kullanılmıştır:

“Sinan The Jew and Haireddin Barbarossa” 1535 - Kuzey İtalya

Tuval üzerine Tempera tekniği

Hayreddin “Kızıl Sakal” Barbaros (1478- 1546), hem Türk hem de Avrupa tarihinde önemli yeri olan bir denizci komutandır. Yunan Midilli adasında (bu ada daha sonraları Osmanlı kontrolüne geçmiştir) doğmuş olan Barbaros ve 3 kardeşi, 15’nci yüzyılın sonları ve 16’ncı yüzyılın başlarında, Akdeniz deniz ticaretinde önemli rol oynamışlardır. Barbaros, ailesi İspanya’dan kaçmış olan Sefarad Yahudi’si Sinan Reis ile beraber, İtalya’nın bazı kısımlarını, Fas ve Cezayir’i Osmanlı Devleti adına fethetmiştir. Muhtemelen bir İtalyan ressam tarafından çizilmiş olan Barbaros ve Sinan’ın bu portreleri “Egzotik Doğu”nun ilk cazibesini göstermektedir. ”

Eserin sergi tarihçesi aşağıdaki gibidir:

"Sinan Paşa" Londra Müzayede Evinde Satışta Bulunan Bir Madalyonda Aynı Detay Görülmektedir

www.sothebys.com

 

Ressam neden Barbaros Hayrettin Paşa ile Sinan Reis’i yan yana resmetmiş olabilir?

Osmanlı deniz tarihinde Kaptan-ı Deryalar listesine gözattığımızda;

Barbaros Hayreddin Paşa (1533-1546)

Sokullu Mehmet Paşa (1546-1550)

Sinan Paşa (1550-1553)

Piyalepaşa (1553-1569)

Müezzinzade Ali Paşa (1569-1571)

Kılıç Ali Paşa (1571-1587)

Yusuf Sinan Paşa (1590-1595) 1.kez

Halil Paşa (1595-1599)

Yusuf Sinan Paşa (1599-1601) 2.kez

tablosuyla karşılaşırız. Tabloda yer alan Sinan Paşalardan hangisi resimdeki olabilir konusunu araştırdığımızda; Barbaros Hayreddin Paşa’nın (d.-1478) 1546’da vefatı gözönünde bulundurularak, Sinan Paşa’nın tabloda birlikte resmedilecek kadar Barbaros’la yakın oldukları da değerlendirildiğinde (ö.-1553) ve tarihsel değerlendirme yapıldığında Sokullu Mehmet Paşa’dan sonra Kaptan-ı Deryalığı devralan Sinan Paşa olabileceği sonucuna varılabilir.

Bu konuda literatürde oldukça farklı bilgilere rastlamak mümkündür. Genellikle Sinan Paşa ile Yusuf Sinan Paşa’nın karıştırıldığı görülmektedir.

Yusuf Sinan Paşa’yı tarihçi İlber ORTAYLI şöyle anlatır;

“Cenovalı denizci bir aristokrat olan Kont Cigala’nın (Cicala) oğlu olarak 1540’larda Messina’da dünyaya geldi. Güneyde çok etkisi olan bir aileydi. İtalya’nın topuğu olan Puglia eyaletinde, Lecce şehrinde de bir Conte Cigala malikanesinin kalıntısı vardır. Hammer’e bakacak olursak, Conte Cigala deniz seferlerinde esir alınan bir Türk kızı ile evli imiş. Scipione bu evlilikten doğmuş. 1560 yılında Tunus açıklarında Cerbe’de, baba- oğul Cezayirli korsanlara esir düştüler ve İstanbul’a getirildiler. Baba Kont Cigala fidyesini ödedi ve geri döndü. Oğlu Scipione’nin ne için dönmediği tartışılır. Hammer’e göre anasının tesiriyle Türklere ve Müslümanlara yakınlık duyuyordu.

Her halükârda Yusuf Sinan adını alan bu gencin Enderun’da yetişmek üzere kayırıldığı ve kendisine Güney İtalya dışında bu imparatorlukta bir istikbal gördüğü açık.

Yusuf Sinan’a yeni yerinde Cığalazade demeye başladılar.”

‘‘Sinan The Jew and Haireddin Barbarossa’’

 

Tablonun detay bilgilerinde Sinan Paşa’nın Sefarad olduğu detayı verilmiştir. Bu noktada yapılan incelemede;

Sinan Paşa’nın Damat Rüstem Paşa’nın kardeşi olduğu görülmüştür ki Rüstem Paşanın, 1500’lü yılların başında Saraybosna yakınlarında Butomir veya Sarajevsko Polje’nin batısındaki bir köyde doğduğu, ailesinin Opukoviç yahut Çigaliç adıyla anıldığı rivayet edilir.

Üsküdar Mihrimah Sultan Camii hazîresinde medfun akrabalarının mezar taşlarında aile adı Çigaliç olarak kayıtlıdır. Hırvat, Boşnak, Sırp veya Arnavut olduğuna dair kayıtlar da vardır. Venedik Balyosu Bernardo Navagero, onun Saraybosna yakınlarında küçük bir köyde yaşayan bir Sırp köylüsüne domuz çobanlığı yapan bir kişinin oğlu olduğunu yazar (Zinkeisen, III) babasının adı kayıtlarda Abdurrahman, Abdürrahim, Abdülhamid, Abdülmuin ve Mustafa şeklinde geçer.

Buna mukabil yabancı kaynaklarda yapılan incelemelerde Sinan Paşa’dan

“Jew Sinan” diye bahsedildiği görülmektedir. Hirsberg’e göre “Sinan, Barbaros’un Akdeniz ve Tunus mücadelesinde filosundaki en önemli denizci personelidir. Sinan Reis de denmiştir. İspanyollara karşı kapsamlı deniz operasyonlarını yönetmiştir. Özellikle lakabı tuhaftır. Bazı kaynaklara göre Symirna doğumludur ve müslüman olmamıştır ve bazı kaynaklara göre de bu ona lakap olarak takılmış ve üzerinde kalmıştır.”

Şayet bu sadece bir lakap ise de Sinan Paşa’nın üzerinde özellikle yabancı literatüre geçecek kadar kaldığı görülmektedir. Mezarlığı konusunda da ayrı bir tartışma bulunmaktadır. Bazı kaynaklar mezarının Üsküdar’da Mihrimah Sultan Camii haziresinde olduğunu naklederken bir kısım kayıtlarda Arnavutlukta bir Musevi mezarlığında gömülü olduğunu ifade etmektedir. Burada Üsküdar’ın eski adının İşkodra (Scutari, Scodra) olduğu dikkate alınmalıdır. Arnavutluktaki İşkodra ile karıştırılmış olabileceği düşünülmektedir.

Resimde dikkat çeken bir diğer detay da Sinan Paşa’nın gözlerinin kısık olmasıdır. Sinan Paşa’nın bir diğer lakabının “Şaşı Sinan” olduğuna da tesadüf edilmiştir.

Dostluklarının ne denli büyük olduğunun bir başka kanıtı da ilerleyen satırlarda anlatılmıştır. Beşiktaş’taki Sinan Paşa Camii, Mimar Sinan tarafından onun adına inşaa edilmiştir.

Caminin tam karşısında Barbaros Hayrettin Paşa’nın türbesi bulunmaktadır. Her iki eserde Mimar Sinan’a ait olup, ilk plan Sinan Paşa’nın naaşının buraya defnedilmesi olmuş, ancak caminin inşası tamamlanamadığı için yine Mimar Sinan’ın eseri olan ve türbenin tam karşı hizasında Anadolu yakasında bulunan Mihrimah Sultan Cami’ine defnedilmiştir.

 

 

 

 

Makalemizin başına dönecek olursak Ressam Feyhaman Duran’ın tablosunda Barbaros Hayreddin Paşay’ı neden tek başına resmettiği düşündürücüdür.

Yorumsal olarak yaklaşıldığında ressamın tabloya Paris’te eğitim gördüğü dönemde tesadüf etmiş olabileceği, fotografik portre anlayışıyla sadece Barbaros Hayreddin Paşa’yı resmetme amaçlı bir çalışma ortaya koyduğu değerlendirilmiştir. İki resim yanyana getirildiğinde Barbaros’un bir fotoğraf benzerliğinde resmedildiği gözlemlenebilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Alfred M. Frankfurter, “Art in the Century of Progress,” Fine Arts 20 (June 1933), s. 14

Art Institute of Chicago, Paintings in The Art Institute of Chicago: A Catalogue of the Picture Collection (Chicago, 1961), s. 21

Art Institute of Chicago, A Catalogue of A Century of Progress (Chicago, 1933)

Art Institute of Chicago, A Catalogue of A Century of Progress (Chicago, 1934)

Bernard Berenson, Italian Pictures of the Renaissance: Venetian School, vol. 1 (London, 1957), s. 29

Capellen, M.Zur, ‘‘The Sultan’s Portrait Picturing the House of Osman’’, İş Bnk. Yyn., 2000

Deniz Müzesi Resim Kataloğu

H.Z.(J.W.)Hirschberg, “A History Of The Jews in North Africa”, Leiden, 1981, s.2

İslam Ansiklopedisi Cilt 35, sayfa 288, Madde : Rüstem Paşa

 

Linda Klinger and Julian Raby, “Barbarossa and Sinan: A Portrait of Two Ottoman Corsairs from the Collection of Paolo Giovio,” in Arte Veneziana e arte Islamica: Atti del primo simposio internazionale sull’arte Veneziana e l’arte Islamica, ed. Ernst J. Grube (Venice, 1989), s. 47–60, fig. 1.

Semavi Eyice, Üsküdar Sempozyumu I, Artus İletişim Sanat, 2004, s.17

The California Palace of the Legion of Honor and The M. H. de Young Memorial Museum, Man–Glory, Jest, and Riddle: A Survey of the Human Form through the Ages, catalogue, San Francisco.

The Toledo Museum of Art, Four Centuries of Venetian Painting, Catalog.

Zinkeisen, J.Wilhelm, ‘‘Osmanlı İmparatorluğu Tarihi 3’’, Yeditepe Yyn., 2011

www.akdenizdünyası.org

www.artic.edu

www.sothebys.com

 

Okunma Sayısı :3804
Güncelleme Tarihi : 16-01-2017