Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı 

Atatürk ve Deniz Kuvvetleri


Ulu Önder ATATÜRK,Türkiye Cumhuriyeti’nin kuvvetli bir donanmaya sahip olması gereğine inanmış ve denize ait konulara ağırlık verip deniz kuvvetinin diplomasi alanında oynadığı rolü daima takdir etmiştir. ATATÜRK’ün Deniz Kuvvetlerine verdiği önem ve destek, onun TBMM’deki söylev ve demeçlerinin yanısıra yapmış olduğu yurtiçi gezilerindeki söylev ve demeçlerinde de görülmektedir.

11-21 Eylül 1924 tarihleri arasında ATATÜRK, Cumhuriyet Donanmasının ilk denize çıkan gemisi HAMİDİYE Kruvazörü ile Karadeniz Seyahatine çıkmıştır. Bu seyahati esnasında gemi subaylarına en sık vurguladığı husus şöyledir: “Donanmasız Anadolu olmaz. Donanmadan yana kuvvetli olmak Türkiye’nin savunması için şarttır. Donanmamız izlediğimiz politikanın da kuvvetli desteği olacaktır.”

ATATÜRK’ün Hamidiye ile seyahatinden iki ay sonra, ATATÜRK’ün direktifleriyle Bahriye Vekaleti (Deniz Bakanlığı) 30 Aralık 1924’te teşkil edilmiştir. Daha sonra Bahriyenin gelişimi için sistematik bir politika izlemiştir. ATATÜRK, deniz politikası ile ilgili olarak şu yorumu yapmıştır:

“Dış pazarlardan satın alınan gemiler ile Donanma yapılamadığını siz de biliyorsunuz. Donanma, sadece kıyı koruyacak bir kuvvet değil, bundan daha önemli olarak deniz yollarının güvenliğini sağlayacak bir kuvvettir. Anadolu’da yaşadıkça bu bakımdan ihtiyacımız daha büyüktür. Evvela çekirdek bir Donanma yapmakla yetinip, Deniz Sanayi ve Ticaretimizi geliştirmeliyiz. Bundan sonra Memleket Sanayiinden fışkıracak Donanmayı yapmak da kolay olacaktır. İlk beş senede kendimizi toplayıp devrimleri yaparız, ikinci beş senede dünyaya kendimizi tanıtırız. Üçüncü beş senede İngiliz Kralına yurdumuzu ziyaret ettiririz.”

Deniz Kuvvetlerimiz, ATATÜRK Devrimlerinin en çoşkulu destekleyicisi ve uygulayıcısı olarak Kemalist ideolojinin yayılmasında çok önemli rol oynamıştır. Bu kapsamda Şapka Devrimini ilk uygulayan Deniz Kuvvetleri olmuştur. Ulu Önder ATATÜRK, 1925 yılının 21 Eylül günü Bursa’ya yaptığı seyahatte İzmit’e kadar tren ile gelmiş ve Mudanya’ya deniz yolu ile geçmeden önce henüz onarılmamış olan YAVUZ Gemisini ziyaret etmiştir. ATATÜRK, bu gemide Donanma Komutanı Yarbay Necati’ ye şunları söylemiştir:

“YAVUZ Gemisine ilk defa geliyorum. Şimdiye kadar YAVUZ Türk bayraklı bir Alman Gemisi idi. Yaralı da olsa bugünkü şekli o zamandan daha pek çok değerlidir. Bu gemiyi Türk Milletinin ihtiyacı olan sağlam ve kudretli bir zırhlı şekline sokacağız. Bu kudret, silah bakımından sizlere, dış politika bakımından bizlere büyük hizmetler görecek, gurur sağlayacaktır.” Nitekim bu sözlerden iki yıl sonra, 1927 yılında Yavuz’un modernizasyonu tamamlanmış ve Ege’ye çıkmıştır.

20 Temmuz 1936’da Montrö Boğazlar Sözleşmesinin imzalanmasından 40 gün sonra İngiliz Kralı VIII. Edward 03 Eylül-06 Eylül 1936 tarihleri arasında Atatürk’ün resmi davetlisi olarak Türkiye ziyaretinde bulunmuştur. İngiltere Kralı VIII. Edward’ın Türkiye’yi ziyaretinde ATATÜRK ile çeşitli devlet sorunlarını da görüşmüştür. Bu görüşmelerde Türk filosunun Akdeniz’deki İngiliz Üssü olan Malta Adası’nı ziyaret etmesini istemiş ve bu istek kabul edilmiştir.

20 Kasım 1936 günü YAVUZ, KOCATEPE, ZAFER, I.ve II.İNÖNÜ, SAKARYA VE ERKİN Gemilerinden oluşan Türk Donanması Malta’da büyük bir tören ile karşılanmıştır.

1937 yılında, Türk Deniz Kuvvetleri için ikisi Almanya’da, ikisi de İstanbul Taşkızak Tersanesi’nde inşa edilecek olan dört denizaltı gemisinin isimleri hakkında Cumhurbaşkanı ATATÜRK’ün, zamanın Başbakanı Celal BAYAR’a verdikleri direktifleri şöyledir:

“Yeni dört denizaltı gemimiz için bulduğumuz isimler şunlardır:

Bunların manalarını izaha bile hacet olmadığı kanaatindeyim. Manaları, som Türkçe olan bu kelimelerin kendisindedir; yani saldıran, batıran, atılan, yıldıran.” Bu sözlerden ATATÜRK’ün yurt savunması söz konusu olduğunda ne kadar sert ve gerçekçi olduğu bir kez daha anlaşılmaktadır."

1938 yılının Kasım ayında Donanma gemileri, Ulu Önder ATATÜRK’ün cenaze törenin denizde yapılan kısmına iştirak etmiştir. ATATÜRK’ün aziz naaşı, 19 Kasım 1938 günü Dolmabahçe’den bir top arabası ve kortej eşliğinde Sarayburnu Rıhtımına getirilmiş, ZAFER Muhribine alınarak Haydarpaşa’ya getirilmiştir. ZAFER Muhribi’nden Haydarpaşa önünde demirli bulunan YAVUZ Zırhlısının kıç güvertesinin 28’lik topları önüne yerleştirilmiştir. YAVUZ, aziz naaşı ZAFER ve TINAZTEPE Muhripleri, GÜR Denizaltısı ile DOĞAN ve MARTI Hücumbotlarının refakatinde İzmit’e kadar intikal ettirmiş, burada, ZAFER Muhribi aziz naaşı YAVUZ’dan alarak İzmit Limanı’nda Mayın İskelesine çıkarmıştır. Denizde yapılan cenaze törenin İzmit’te tamamlanıp, cenazenin özel trenle Ankara’ya gönderilmesi ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti Donanması, Ulu Önder ATATÜRK’e son görevini ifa etmiştir.

ATATÜRK, stratejik dehası ve öngörüsü ile Cumhuriyet Donanmasının şekillenmesinde büyük rol oynamıştır. 1923’ten ATATÜRK’ün ölümüne kadar geçen onbeş yıllık süre içinde yok olmuş bir imparatorluğun pervanesi dönmeyen gemiler yığınından, Türk deniz gücünü Orta Akdeniz’e taşıyan ve Malta seyri ile nitel ve nicel gücünü tüm dünyaya ilan eden bir Donanma vücuda getirilmiştir.

Deniz Kuvvetlerinin önemini ve stratejik değerini çok iyi bilen ATATÜRK, Türk denizcisine güvenmiş ve başlangıçtan itibaren zamanının zor şartlarına göre önemli derecede kaynak aktarımı ile Deniz Kuvvetlerinin temelini atmıştır. Hayata gözlerini yumduğunda arkasında gurur duyacağı bir Türk Deniz Kuvvetleri bırakmıştır. Bugün Türk Deniz Kuvvetlerinin rotası, ATATÜRK’ün çizmiş olduğu çağdaş ve aydınlık yoldur.

Donanmanın İlk Manevrası Sebebiyle Göndermiş Oldukları Telsiz Mesajı

1928 yılı Eylül ayında Türk Donanması ilk manevrasını gerçekleştirmiştir. 02 Eylül 1928 sabahı Donanma’ya bağlı gemiler ATATÜRK’ün verdiği harekat talimatı doğrultusunda önce Gelibolu Yarımadası’nda sonra da Çanakkale Boğazı’nda varsayımlara dayanarak iki manevra gerçekleştirmiştir. Bu manevralar süresince Donanma görevini en iyi şekilde icra etmiştir. ATATÜRK 1-2 EYLÜL 1928 tarihlerinde yönettiği manevra sonucunda, Cumhuriyet Donanması personelinin kısa sürede ulaştığı bu ilerlemeyi ve manevrada gösterdiği başarıyı takdire değer bulmuş ve ertesi gün donanma gemilerine aşağıdaki teftiş kritiğini göndermiştir;

Ertuğrul Yatı, 02 EYLÜL 1928

Donanma Komutanına

“İstanbul’da bulunduğunuz andan itibaren gereği üzere verdiğim zor durumlarda,

Bu cümleler Cumhuriyet Donanması'nın ve tüm personelinin kısa sürede ulaştığı önemli bir aşamanın göstergesi olarak kayıtlara geçmiştir.

ATATÜRK’ün Preveze Zaferi’nin Yıldönümü Nedeniyle Çekilen Telgrafa Verdiği Cevap

27 Eylül 1938 Salı günü Preveze Deniz Zaferi’nin yıldönümü sebebiyle Beşiktaş’taki Büyük Türk Amirali Barbaros Hayrettin’in türbesinde merasim yapılmıştır.

Bu amaçla oluşturulan “Barbaros Komitesi” Başkanı İstanbul Valisi ve Belediye Reisi Muhittin ÜSTÜNDÜĞ tarafından Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ATATÜRK’e çekilen telgrafa cevaben ATATÜRK’ten aşağıdaki telgraf gelmiştir.

“Muhittin Üstündağ

Vali ve Belediye Reisi, İstanbul

Büyük Türk Amirali Barbaros için yapılan törende sayın halk tarafından izhar edildiğini bildirdiğiniz samimi hislerden çok duygulandım.

Teşekkür ederim.”

Mustafa Kemal ATATÜRK

 

Okunma Sayısı :5790
Güncelleme Tarihi : 30-01-2019

BAĞLANTILAR