Deniz Kuvvetleri Wiki Sayfası
Dz.K.K.lığı

HAMİDİYE Kruvazörü’nün Akın Harekatı

HAMİDİYE Kruvazörü’nün 13 Ocak-28 Ağustos 1913 Tarihleri Arasında Akdeniz’de Yaptığı Seyir

ABDÜLHAMİT Kruvazörü 1903 yılında İstanbul sularına gelerek Osmanlı donanmasına katılmıştır. 31 Mart ayaklanmasının ardından geminin adı HAMİDİYE olmuştur. 13 Ocak 1913 tarihinde HAMİDİYE, Rauf Bey komutasında Nara Burnu'ndan Akdeniz'e açılmak suretiyle ilk seyrine başlar. HAMİDİYE, 15 Ocak saat 10.10'da Mökene Boğazı'ndan içeri girerek sancak tarafındaki İstendin, iskele tarafındaki Mökene adaları kalacak şekilde seyir halindeyken kıyılara üşüşen halk, kruvazörü seyrediyordu. Güvertede şapkalı adamları görünce bunun Türk gemisi olabileceğini akıllarına bile getirmediler. Kruvazörümüz, 11.25'te Mökene Boğazı'nı geçerek hızını tam yola çıkardı ve Türk sancağını direğine toka etti. Saat 12'yi geçiyordu, HAMİDİYE bütün heybetiyle Syra Adası'nın önünde gözüktü ve kent bir anda karıştı. HAMİDİYE, limanda bulunan İngiliz şilebinin acele olarak açılması için işaret verdi. Bu sırada HAMİDİYE, Fokya ile Kakamaçti burunları arasındaki bölgede yer alan barut depolarını yerle bir etti. Sonra Syra Limanı'nı topa tuttu ve ardından Akdeniz'e doğru yol verdi.

18 Ocak sabahı Beyrut limanına demirledi. Buradan hareketle 19 Ocak'ta Port Sait Limanı'na girdi; kömür alması gerekiyordu. Ancak Mısır hükümetiyle görüşmeler uzadı. Yine de aracılar vasıtasıyla gerekli 360 ton kömürü alarak Süveyş Limanına demirledi. Buradan da kömür yükleyip Cidde'ye hareket etti. Bu seyir boyunca bölgede bulunan Müslüman Araplar gemimize müthiş tezahürat yaptılar. Yeniden Akdeniz'e çıkan Rauf Bey Yunan kıyılarına doğru rota verdi. Artık Akdeniz'i bir göl olarak kullanıyordu. Önce Sicilya Adası, ardından Malta dolanıp dururken hem Yunanlılar hem de İngilizler bu geminin pervasızca seyrinden çok rahatsız oldular. HAMİDİYE'nin Malta'dan çıkışında kıstırılması için dört Yunan muhribi Malta Adası civarına sevk edildi. Bu arada geminin en önemli ihtiyacı kömürdü. Malta Adası'ndan da politik görüşmeler sonucu 480 ton kömür daha almayı başardılar.

Kruvazörümüz 17 Şubat Pazartesi gecesi, Yunan muhriplerine rağmen yeniden Akdeniz'e açıldı. Artık HAMİDİYE, Akdeniz ve Adriyatik'te efsane bir gemi olmuştu. Tekrar Gazze'ye geldi, ardından Hayfa-Beyrut limanları arasında mekik dokudu. Buradan İskenderun’a rota kırdı. Sonra yeniden Otranto Körfezi'ne seyretmeye başladı. HAMİDİYE İtalya çizmesinin topuğunu dolaştığı sıralarda IPSARA Zırhlısı ile üç Yunan muhribi hemen karşı tarafta bulunan Korfu Adasındaydılar. Ama yerlerinden kıpırdamadılar. Havanın kararmasından sonra, Otranto Boğazı'na doğru on bir mil hızla seyretmekte olan HAMİDİYE'nin baş kısmına birdenbire bir parlak yıldız indi. Mürettebatın şaşkın bakışları altında geminin burnunda parçalanan göktaşı sonra eriyip gitti. Bu olay denizcilikte çok uğurlu olarak yorumlanır. Bu seferin başarıyla biteceği anlaşılmıştı. Tam limana girerken LEROS adlı bir Yunan ticaret gemisine rastladılar ve onu mahmuzlayarak batırdılar. Sonra Singin ve Draç limanlarındaki askeri hedefler bombalandı. Ardından İskenderiye’ye rota verildi. En hayati ihtiyaç olan kömür alınacaktı. 17 Nisan'da MİHALİ adlı yardımcı Yunan kruvazörünü batırdılar. Çanakkale Boğazı'ndan çıktığından bu yana peşine takılan Yunan savaş gemileri HAMİDİYE’ yi yakalayamadılar. Artık Akdeniz'e Rauf ya da HAMİDİYE Denizi denmeye başlanmıştı.

HAMİDİYE Akdeniz seferinde durup dinlenmeden on bir bin mil yol almıştı. İyice hırpalanmış olan kazan ve makineler artık kesinlikle bakım ve onarıma muhtaçtı. HAMİDİYE'nin Kameran'dan Süveyş'e kadar yaptığı seyirde baş gösteren arızalar artık geçici onarımlarla geminin yol alamayacağını gösteriyordu. HAMİDİYE, yedi ay yirmi dört günlük ayrılıktan sonra İstanbul’a geri döndü. Tarih 28 Ağustos 1913'tü.

Birinci Dünya Savaşı'nda Yarbay Kasımpaşalı Vasıf Muhildin Bey kumandasında çok önemli görevler alan HAMİDİYE, 29 Ekim 1914'te Kırım'ın güneyindeki Kefe Limanı'nı bombardıman etmiştir. Midilli kruvazörüyle birlikte Karadeniz'de nakliyata himaye görevi yapmıştır. 20 Kasım 1914'te Tuapse'yi bombardıman ederek yağ sarnıçlarını ve telsiz istasyonunu tahrip etmiştir. Bunun ötesinde, YAVUZ ve MİDİLLİ ile birlikte Karadeniz'de defalarca seyir yapmıştır. Birinci Dünya Savaşı'nın Türkiye aleyhine sonuçlanması ve Mondros Mütarekesinin imzalanmasının ardından HAMİDİYE Haliç'e demirletilmiştir. Bu sürede okul gemisi olarak kullanılmış ve 29 Ekim 1923'te 101 pare top atarak cumhuriyeti selamlayan Donanma gemilerinden biri gene HAMİDİYE kruvazörü olmuştur. Atatürk 12 Eylül 1924 tarihinde başlayan Karadeniz gezisini HAMİDİYE ile yapmıştır.

1925 yılında Şapka Devrimi aleyhinde Rize köylerinde meydana gelen olaylarda da emniyet görevi üstlenmiştir. Olayların büyüyerek civar ilçe ve illere yayılmasına meydan vermemek için, yakalananların İstiklal Mahkemesi'nde yargılanmaları boyunca Rize'de kalmıştır. 1926 yılında Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü ARAS'ı Rus hariciye komiseri ÇİÇERİN'le görüşmek üzere Odesa'ya HAMİDİYE gemisi götürmüştür. ATATÜRK'ün cenazesinin YAVUZ güvertesinde İzmit'e nakledildiği 19 Kasım 1938 günü denizde yapılan törene HAMİDİYE de katılmıştır. Ondan sonra da uzun süre okul gemisi olarak görev almış ve nihayet 10 Eylül 1964 tarihinde ne yazık ki hurdacılara satılmıştır HAMİDİYE... HAMİDİYE yalnızca Akdeniz'de akın harekatı yapmakla kalmamış, pek çok savaş yeniliğini de ortaya koymuştur. Örneğin bir sahte baca eklemekle geminin dış görünüşünü değiştirip düşmanı aldatmak ve böylece gafil avlamak fikrini ilk düşünen bizim HAMİDİYE'miz olmuştur.